ERZURUM KÜLTÜR TURİZM G.S.K. DERNEĞİ
  Barlarda Kullanılan Çalgılar
 

BARLARDA KULLANILAN ÇALGILAR

 

    

DAVUL: Türklerin en eski çalgıları içerisinde en çok sevileni davuldur. Bu nedenle oyunlarımızın nabzı sayılmaktadır. Davul üzerine birçok atasözü söylenmiştir ( Davul dengi dengine döver, gibi ). Sümerler’de ve Asya’da davulun önemli bir yeri vardır. Avar ve Hun Türkleri savaşa, binlerce davulun gürültüsü eşlinde, binlerce nara atarak giderlerdi. Davul sözcüğü yurdumuzda çok çeşitli adlar kazanmıştır. Örneğin; Böbürge, tuğ, tavul, tıvıl, tabıl, meyter, bar, baraban, gibi. Erzurum davulu genellikle 60 cm çapında, 70 cm yüksekliğindedir. Deri, düz ve budaksız köknar veya çam kasnaklara gerilir. Fakat koyun ve keçi derisini kasnağa geren davulcu, tokmağa ait üst deri ile çomağa ait alt derinin sesini kendi kulağına ve eşlik edeceği zurnanın sesine göre ayrı ayrı ve adeta diyapazondan akort yapar gibi, gayet ustalıklı bir şekilde gerer ki, bulduğu bu doğal ses Erzurum davulunun sesidir. Bar tutan delikanlılar için bu sesin önemi büyüktür. Zira dadaşları hiçbir davul sesi kendi davulları kadar coşturmaz. Erzurumlu davulcular diğer davullara sağır davul, teneke sedalı davul, çingene davulu derler. Çünkü Erzurum davulunun tını ve ses kapasitesi diğer bölge davullarında bulunmaz.

 

TEF: 5 ile 8 cm eninde bir kasnaktan oluşan ve üstünün bir tarafı deri ile kaplı, daire çapı 20- 60 cm arasında değişen, kasnak üzerinde delikleri bulunan zilli bir çalgıdır. Bu türe Anadolu’da acem veya acam denilir. Bu tür tefler, daha çok fasıllarda türkü yakıcı kadınların ellerinde, çengilerde kullanılan teflerdir.

 

          Erzurum halk oyunlarında, bilhassa kadın barlarında kullanılan tefler 5 çift zilli ve 60 cm. çapındadır. Kasnak genişliği 8 cm. dir. Kasnağı ıhlamur, köknar veya çam ağacındandır. Derisi ise genellikle süt danası derisidir.

 

          Tef bir oda çalgısıdır. Genellikle davulun yerine, kısır geceleri ve kına gecelerinin yapıldığı kapalı yerlerde kullanılır. Kapalı yerlerde davul sesi fazla olduğu için yerine tef kullanılır. Ayrıca kadınların kendi aralarında eğlenmek için yaptıkları şenliklerde de tef çalınır.

 

ZURNA: Zurna, Türkçe bir sözcüktür. Ancak aksi görüşte olanlarda vardır. Örneğin; Sayın Haydar SANAL zurnanın Farsça bir sözcük olduğunu söyler. Zur ve na sözcüklerinden oluşmuştur. Zurna ağaçtan ve mutlaka şimşir, gürgen, dişbudak, veya ardıç ağacından yapılmalıdır. Çünkü bu, ses tını ve çabuk çatlamaması bakımından önemlidir. Ağza yakın kısım dar, sesin çıktığı kısım ise açılarak eğri bir biçimde genişler. Dar kısmın en üstünde bir delik vardır ve bu deliğe kamış takılarak üflenir. Bu kamışa Erzurum’da ‘’lüle’’, Kastamonu’da ise ‘’cukcuk’’ veya ‘’dil’’ adı verilir. Üst kısmında altı delik, alt kısmında yedinci delik yer alır.

            

Üç çeşit zurna vardır. Bunlar;

 

1)      Kaba Zurna: En küçük boy olup, kaba ve kalın ses veren, sesi ile daha çok yiğitliği ve gözü pekliği yansıtır.

2)      Zurna: Bu tür zurnalar orta boy olup, oyunlarımızda kullanılan zurnalardır.

3)      Cura Zurna: Çok küçük boy olup, tiz ve ince bir ses çıkarır. Oyun havalarında küçük olması ve tiz ses çıkarma özelliğinden dolayı bu tür zurnalar tercih edilir.    

 

KLARNET: Klarnet, bir Türk folklor sazı olmakla beraber, ilk kez Harbiye Nazırı Enver PAŞA tarafından Mehter Takımı için getirilmiş ve bu gün folklorümüze kadar giderek zurnanın yerini tutmuştur. Halk arasında Gıranata, Gırnata, Klarnit gibi söyleniş tarzları vardır. Klarnet üç çeşittir. Bunlar; Do klarnet, la klarnet ve toplumumuza en çok kullanılan si bemol klarnettir. Erzurum’da klarnet, kapalı hava toplantılarında, yani evlerde düzenlenen kına geceleri ve kısır gecelerinde çalınır. Ses kapasitesi (tını) az olduğu için kapalı yerlerde zurnaya tercih edilir. 

 
  Bugün 4 ziyaretçi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
CopyRight(c)Suat Kılınboz-Muhammet Erözkan
CopyRight(c)Tüm Hakları Saklıdır