ERZURUM KÜLTÜR TURİZM G.S.K. DERNEĞİ
  Bar ve Tarihçesi
 

B  A  R

 

BAR’IN TANIMI

 

     Bar oyununun birçok tanımı vardır. Bunları sırası ile açıklayacak olursak:

 

1)      Bar, dadaşın oyununun adıdır.

2)  Erzurum dolaylarında toplu olarak oynanan oyunlara denir.

3)  Anadolu’nun Doğu ve Kuzeydoğu bölgelerinde bir çeşit halk dansına denir.

4)  Birlikte oynanan oyunlara Doğu’da Bar denir.

5)  Kars, Erzurum ve Erzincan bölgelerinde toplu olarak ve genellikle dizi halinde

oynanan disiplinli oyunlara Bar denir.

      6) Anadolu’nun Doğu ve Kuzey bölgelerinde en çok Erzurum yöresinde el ele tutuşularak oynanan bir çeşit oyuna Bar denir.

     7)  Bayburt çevresinden Kars’a kadar olan geniş bir ülke şeridi içerisinde Erzurum ve dolayları bölgesinde sıra oyunlarının genel adına Bar denir.

     8) Moğol ve Şamanlar tarafından kullanılan ilkel davula Bar adı verildiğinden, Erzurum oyunlarında, Şamanların büyük oyunlarında çaldıkları çalgının adını aldığından, Bar davul oyunudur.

     9)   Şaman Türklerinin şölenlerine davul eşliğinde oynadıkları oyunlara Bar denir.

    10)  Bar, savaş kazancının kutlanması, yiğitliğin anlatılması amacını taşımaktadır. Bu yönüyle tanıma gidilirse; kahramanlık duygu ve düşüncesini sergilemek amacı ile oynanan toplu oyunlara Bar denir.  


  Folklor veya Halkbilim: Belirli bir ülke veya bölge halkının ekinini/kültürünü araştıran, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan bir bilim ve belirli bir nüfus için ortak olan ve içinde halkoyunları, masallar, müzik, dans, efsaneler, sözlü tarih, atasözleri, şakalar, popüler inançlar, adetler, maddi kültür vb. gibi kültür öğelerinin bütününe verilen ad. Folklor kelimesi ile sadece halkoyunları algılana gelmiştir. Fakat yanlış kullanılmaktadır. Folklor tüm Halk kültürünün tamamını kapsar.

BAR’IN TARİHÇESİ VE GELİŞİM SAFHASI

 

          9. yüzyıldan sonra Oğuz Türkleri, birçok akınlarla Doğu Anadolu’ya gelmişlerdir. Buralarda büyük medeniyetler kuran Türkler, birçok medeniyetleri geride bırakmışlardır. Daha sonra 1071 yılından itibaren Anadolu’nun muhtelif köşelerinde büyük kültür merkezleri kurulmuştur.                                                                                                   

          Yapılan arkeolojik kazılarda Erzurum Ovası’nda Karaz, Tufanç ve Pulur köylerinde bir takım eski Türk medeniyetinin kalıntılarına rastlanmıştır.    

         
          
Folklor kelime anlamı ile ‘Halk Bilimi’ demektir. Yerleşik hayata geçen Türk halkı, sosyal faaliyetlerini arttırmışlar ve böylece folklorun bir kolu olan Halk Oyunları da doğmuştur. İslamiyetin doğuşundan önce Türkler, Totem’lere inanmaktaydılar. Uzun müddet totemizmin etkisi altında kaldılar. Yani bazı hayvanları sembolleştirerek onlara taparlar ve onlar için ayinler tertip ederlerdi. Bu ‘Totezmizm’ in etkisi islamiyetin kabülünden sonra da devam etmiştir Bu bizleri Türklerin vermiş oldukları sanat eserlerinde açıkça görebiliriz. Selçuklular ve Saltuklulardan kalan eserler incelendiğinde, bu eserlerin üzerinde aslan, kartal, ejderha resimleri göze çarpar. Erzurum’da bulunan Yakutiye Medresesi, Üç Kümbetler, muhtelif kümbetler ve Çifte Minarelerde bunların bariz örneklerini görmek mümkündür.

 

Yukarıda açıklamamızdan da anlaşılacağı üzere, Totemizm’in folklor ve sanat üzerinde tesiri oldukça büyüktür. Bu etki Bar oyunlarımızda da görülmektedir. (Tavuk ve Turna Bar’ı) Orta Asya’dan başlayan göçler, savaşlar, kıtlık, deprem, sel felaketi gibi unsurların, Türklerin yaşayışında büyük etkisi olmuştur.

    

Göç halinden kurtulup, yerleşik bir duruma geçen Türkler savaşlarda kahramanlıklar kazanmışlar, toprak sevgisi, vatan sevgisi üstünlük kazanmaya başlamış. Savaşlarda kahramanlık, mertlik, dürüstlük artık bir sembol haline gelmiştir. İşte bu mertlik ve kahramanlık bar oyunlarını da getirmiştir. Barların tetkikinden de anlaşılacağı üzere Totemizm’in etkisi dışındaki barlarda bu duyguları görmekteyiz.


          Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin 3.cildinde Erzurum’da Atlarla Cirit oynandığını, bu ciritlerde Erzurumlu erkeklerin toplu olarak oyun oynadıkları, bunları davul-zurna eşliğinde oynadıklarını söylemektedir.

    

Bar’ın tarihçesine kısaca bir göz attıktan sonra, Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla, evvelce düğünlerde, derneklerde oynanan barlar da kaybolmaya başladı. Halk kendi derdine düşmüş, erkekler cepheye gitmiş, kalan yaşlılar ise bu oyunu devam ettirememişlerdir. Fakat yaşlılardan dinlediğimiz hikâyelerde, Dadaş cephede memleket hasretini, ana baba, yar ve evlat hasretini bar oynayarak ve memleket türküleri söyleyerek gidermeye çalışmıştır. Savaş yıllarından evvel büyük bir coşkunlukla oynanan barlar 1925 yıllarında şapka isyanı diye anılan 117 Erzurumlunun çeşitli cezalara çarptırılması ile sonuçlanan olaydan sonra, zamanın polis müdürü Tevfik Bey’in yazılı bildirisi ile bar oynamak yasaklanmıştır. Gerekçe olarak da şu tez ileri sürülmüştür.

   

 “Bar, halkı isyana teşvik ediyor. Bunun yasaklanmasına.”(1)

    

Bu yasak toplumun neşesini elinden almış ve bir yıl kadar geçen süre içerisinde bar oynanmamıştır. 30 Ağustos 1926 tarihinde İhsan YAVUZER adlı bir subayın bayram töreninde Bar’ı oynatması ile Erzurumlu coşmuş ve Bar’ın yeniden oynanmasına ve yayılmasına büyük bir hız vermiştir. Bar oynayanlar devlet müesseselerinde bilhassa Erzurum Silah Fabrikası’na, o zaman Erzurum Silah Fabrikası’nda görev yapan İhsan YAVUZER tarafından alınmış, bunlara kıyafetler diktirilmiş ve her gün saat 5’ten sonra silah fabrikasının önünde bar talimleri yaptırılmıştır. O zaman memlekete hizmete hazır, kabiliyetli dört gençten (Efendi, Mevlüt, Nurettin ve Küçük Nurettin) kurulu bir bar heyeti oluşturulmuş ve bu barcıların rahatlıkla çalışabilmeleri için, Erzurum Gücü adı altında bir spor kulübü kurulmuştur.  Artık her hükümet büyüğü Erzurum’a geldiğinde bizim barcılarımız o gece gösteriler yapar, büyük takdirler toplardı.

                                                   

                                 

 
  Bugün 4 ziyaretçi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
CopyRight(c)Suat Kılınboz-Muhammet Erözkan
CopyRight(c)Tüm Hakları Saklıdır